Kredi Faiz Oranları

 

Kredi faiz oranının tanımını daha sağlıklı yapabilmek için öncelikle faizin tanımını yapmamız sonrasında faizi belirleyen unsurlardan söz etmemiz gerekir. Faiz, özetle; belirli bir miktar nakit ya da likiditeyi(tahvil vb.) bankaların hesaplarında belirli bir vade karşılığında bırakılması karşılığında kazanılan kar olduğu gibi yine bankalardan ihtiyaç,konut,taşıt vb. alanlarda çekilen kredilerin, vade sonu bankaya ödenmesi gereken banka komisyonu olarak görülebilir. Sonuç olarak; faiz için sadece kar ya da zarar demek doğru değildir. Bir miktar parayı ya da likiditeyi nasıl ki mevduat hesaplarına yatırıp vadesine göre; bankanın belirlediği faiz oranlarına istinaden kardan söz edebiliyorsak, yine bankalardan çekilen kredilerde, bankanın faiz oranlarına göre zarar edilmesi söz konusudur.

 

Sonuç olarak, kredi faiz oranları; bankaların, müşterilerine vereceği paraya ve vade sayısına göre değişkenlik gösteren, bankanın kar oranıdır.

 

Şekil olarak, yukarıda tanımını yaparken her ne kadar faiz oranlarının bankalar tarafından belirlendiğini söylesek de; aslında durum öyle değildir. Ülkemizde ve dünyada faiz oranlarının sınırını Merkez Bankası belirler. Ülkemizde de bu kurumun adı TÜRKİYE MERKEZ BANKASI(TMB)’dır. Gerek yazılı gerek görsel gerek de sosyal medya da sürekli duyduğumuz bu faiz oranlarını TÜRKİYE MERKEZ BANKASI(TMB) nasıl,neye göre, ne zaman düşürür ya da arttırır?

 

Öncelikle TÜRKİYE MERKEZ BANKASI özerk yani bağımsız bir kurum olmasından ötürü faiz oranlarını düşürmekte ya da arttırmakta özgürdür. Özellikle son iki yılda ülkemizde yapılan faiz oranı değişikliklerinin temeli döviz kuru dalgalanmasıdır. Son olarak TÜRKİYE MERKEZ BANKASI 23 Mayıs 2018 tarihinde %13,5 olan faiz oranlarını %16’ya arttırırken; genel itibariyle 25 Nisan 2018 tarihinden günümüze kadar faiz oranlarını %5 arttırmıştır.

 

Peki bu faiz oranlarındaki artışın temel sebebi ve beklentisi nedir?

 

Temel sebep, yukarıda da bahsettiğimiz gibi dövizin önlenemez yükselişi ve bir an önce durdurulması gerekliliği olduğundan TÜRKİYE MERKEZ BANKASI 23 Mayıs 2018 tarihinde olağanüstü toplanmış, %13,5 olan faiz oranını %16’ya yükseltmiştir. Faiz oranlarının yükselmesi kararına kadar ülke tarihimizin rekor seviyesine (4,92 TL) ulaşan dolar bu kararla beraber 4,58 TL seviyesine kadar gerilemiş ve merkez bankası dönemsel olarak hedefine anlık da olsa ulaşmıştır.

 

Ülkemizde 2000’li yıllardan sonra uygulamaya geçilen esnek döviz kuru sistemi ile birlikte TÜRKİYE MERKEZ BANKASI(TMB); sabit döviz kuru sisteminin tam zıttı olarak, döviz kurunu sabitleme yetkisini kaybetmiş; faiz oranlarını yükselterek, yangına bu şekilde su dökmek zorunda kalmıştır. Keza sabit döviz kuru sistemi ile makro ekonomik boyutlarda devalüasyon ve revalüasyon tanımlarıyla karşı karşıya kalırız. Ülkemizin her ne kadar esnek döviz kuru sistemine geçmişse de hala daha revalüasyon ya da devalüasyon yapabilme hakkı vardır.

 

Doların sürekli yükseldiği bir ülkenin acil olarak ihtiyaç duyduğu ilk şey, ülkeye olan sermaye hareketliliğinin artmasıdır(dış sermayenin ekonomik anlamda ülkeye gelmeye başlaması). Faiz oranlarının artmasıyla birlikte, dış sermayenin elindeki parayı değerlendirmek, yatırıma dönüştürmek istemesi ile birlikte sermaye hareketliliği yükselmiş adeta dış sermayenin iştahı kabarmıştır. Sermaye hareketliliğinin yükselmesi, ülkeye dövizin girişiyle birlikte, döviz düşmeye başlamıştır. Dövizin düşmesiyle birlikte ithalat, ihracata göre artacak ve ülkede net dış ticaret açığı oluşacaktır. Sonuç olarak dolar anlık bir düşüş yaşamış, daha sonra tekrar yükselmeye başlamıştır.

 

Sonuç olarak faiz oranlarının yükseltilmesi, döviz açısından her ne kadar olumlu gibi gözükse de uzun vadede ne kadar olumlu olduğu çeşitli tartışmalara yol açmıştır.

 

TÜRKİYE MERKEZ BANKASI(TMB)’nin 23 Mayıs 2018 tarihinde aldığı faiz oranlarının yükseltilmesi kararı yukarıda ilk olarak bahsettiğimiz ve tanımını yapmaya çalıştığımız banka mevduat faiz oranlarını ve kredi faiz oranlarını doğrudan etkilemiştir.

 

Tanımda mevduat hesaplarının müşteriye kar, kredi faiz oranlarınınsa zarar getirdiğini söylemiştik. Örneklendirmek gerekirse, Öğretmen Ahmet’in 22 Mayıs 2018 tarihinde X Bankasına %10 faiz ve 12 ay vade ile koyduğu bir miktar parasının getirdiği faiz oranıyla; 23 Mayıs 2018 tarihinde TÜRKİYE MERKEZ BANKASI’nın faiz oranı yükseltme kararıyla birlikte; 24 Mayıs 2018 tarihinde X Bankası’na %13 (faiz oranlarının arttırılması sebebi) faiz ve 12 ay vade ile koyduğu aynı miktar parasının getirdiği kar arasında fark olacaktır. Faiz oranlarındaki değişimin kar kısmıyla ilgili sadece nakit hesaplar üzerine konuşmak yetersiz kaldığından biraz da likidite üzerinde konuşmak gerekir. Likidite, hızlı nakite çevirilebilen mal varlıklarıdır. Bunlardan biri tahvildir. Yine tahvil üzerinden örnek vermek gerekirse, X Bankası’ndan 1000 TL karşılığında %10 faiz karşılığı alınan bir tahvil, TÜRKİYE MERKEZ BANKASI’nın 23 Mayıs 2018 tarihinde almış olduğu faiz oranları üzerindeki artış kararının etkisiyle yine bankanın vermiş olduğu(misalen %13) faiz oranı üzerinden kar getirecektir.

 

Kredi faiz oranları’ndaysa; 22 Mayıs 2018 tarihinde, %1,20 ile alınan bir taşıt kredisi, 24 Mayıs 2018 tarihinde, yine TÜRKİYE MERKEZ BANKASI’nın almış olduğu kararla daha yüksek bir faiz oranıyla alınması anlamına gelecektir. Görüldüğü gibi faiz oranlarındaki değişimin bir çok etkeni, olumlu-olumsuz bir çok etmeni söz konusudur. Faiz oranlarının artması sonucunda, ihtiyaç,taşıt,konut kredisi alımı ve tercih edilmesi zorlaşmıştır. Kısa vadede bankalar bu artırımı yapmayabilme ihtimalleri bulunsa da uzun vadede bu arttırmı dış ticaret ve uluslar arası bankacılık ilişkileri olduğundan ötürü yapacak ya da yapmak durumunda kalacaklardır.

 

Ülkemizde güncel olarak kredi faiz oranlarını kısaca özetleyecek olursak;

 

Bugün ortalama 1000-50.000 TL arasında çekilecek olan bir ihtiyaç kredisi; 3-48 ay vade süresi içerisinde yaklaşık olarak; AKBANK %1,83, HALKBANK %1,73, DENİZBANK 1,79 faiz oranları ile müşterilerine hizmet vermektedir. Yine aynı miktarda ve aynı vade sürelerinde çekilecek olan bir taşıt kredisi; GARANTİ BANKASI’nda %1,73, YAPI KREDİ BANKASI’nda %1,27, AKBANK da ise %1,57 faiz oranlarında işlem görmektedir.

 

Faiz oranlarının arttırılması kararının etkilerini, kredi faiz oranlarında görüyor olsak da, bunun etkilerini sayısal anlamda mevduat hesap faiz oranlarında daha net görmemiz mümkündür. Örnek olarak bugün, AKBANK E-Mevduat hesabı, 1000-50.000 TL arasında yatırılacak olan meblaya %14,20; İŞ BANKASI, %12,50; ING BANK %15,50; TEB %15,50 faiz oranlarını müşterilerine sağlamaktadır. Misalen, ING BANK’ın mevduat hesap faiz oranı; faiz oranlarının arttırılması kararından önce %14’tur.

 

Sonuç itibariyle yukarıda vermiş olunan bu örnek rakamlar, TÜRKİYE MERKEZ BANKASInın almış olduğu faiz oranının arttırılması kararından etkilenmişlerdir.

 

Ülkemizde %17,5 oranlarına gelen faiz oranları dış dünya ile kıyaslandığında tereddüt edici bir konuma gelmiştir. Diğer ülkelerdeki faiz oranlarına kısaca göz atarsak, ülkemizdeki kredi faiz oranlarıyla diğer ülkelerin kredi faiz oranlarını kıyaslamamız kolaylaşacaktır.

 

Arjantin, Mayıs ayında üç defa faiz artırımına gitmiş; %33,5’tan %40’a yükseltmiştir.

Malezya, Ocak ayında faizi %3’ten %3,5’a yükseltmiştir.

Romanya, faizleri yıl içerisinde 3 kez yükselterek yeni faiz oranını %2,50’lara kadar getirdi.

Ukrayna, %16’lık faiz oranını yine yıl içerisinde %17’ye yükseltti.

Meksika yine faiz artırımı yapan ülkeler arasında yerini aldı.

Endonezya, 30 Mayıs’ta faiz oranı artırımı açıklayarak yeni faiz oranını %4,75 olarak açıkladı.

Suudi Arabistan, faiz oranını %1,75’e yükseltti.

Hong Kong, faiz oranını yıl içerisinde %2’ye yükseltmiştir.

 

Özellikle, bu ülkelerin yıl içerisinde bu denli faiz oranı artırımı kararı vermesinin temel sebeplerinden biri yine FED’in faiz oranı artırımı kararı vermiş olmasıdır. FED, makalemizin başında belirttiğimiz, ‘’her ülkenin kendine özgü bir merkez bankası vardır’’ cümlemizin karşılığı olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin Merkez Bankasını temsil eder. Yıl içerisinde Amerikan Merkez Bankası’nın faiz oranı artırım kararı, dünya piyasasını bu şekilde etkilemiş ve diğer ülkelerde bu faiz artırımından örneklerde de görüldüğü gibi etkilenmiştir.

 

FED’in almış olduğu bir faiz oranı artırımının, tüm dünya piyasalarında etkili olmasının temel sebeplerinden biri belki de bir tanesi; doların tüm dünyada geçerli olan bir para birimi olmasıdır. Özellikle dolar kullanmayan ülkeler arasında bile dolar üzerinden ticaret yapılması doların dünya üzerindeki değerini artıran çok önemli bir unsurdur.

 

FED’in dünya ülkeleri ve piyasaları açısından bu önemi göz önüne alındığında, FED’in çok zorunda kalmadığı sürece borç vermediğini, özerk bir yapısı olduğunu söylemek yerinde olacaktır. FED’in borç verdiği tek istisnai durum, ekonomik krizi önlemek amaçlı verdiği borçlardır.

 

Özelikle 2008 yılında Amerika’da yaşanan Mortgage Krizi’nin ve bu krize bağlı olarak FED’in uygulamaya koyduğu para ve maliye politikaları incelendiğinde; Mortgage Krizi’nin etkilerinin sadece Amerika üzerinde kalmadığı; tüm dünyada etkilerinin hissedildiği göz önüne alındığında, yukarıda söylediğimiz tüm argümanların doğruluğu bir kez daha onaylanmış olacaktır.

 

Son olarak; Avrupa ülkelerinden sadece Çek Cumhuriyeti ve Romanya küçük bir oran artışıyla faiz oranı artışına gitti. Bu da ekonomik olarak hedefini G-7 olarak çizen Türkiye için çok büyük bir soru işareti olmaktan ileriye gitmemiştir.


Bankaların Konut Kredisi Kredi Faiz Oranları
Kredi Tutarı min-max Faiz Oranı min-max Vade Süresi max
1.000 TL – 1.000.000 TL %1.35 – %1.5 20 Yıl
10.000 TL – 1.000.000 TL %1.27 10 Yıl
10.000 TL – 1.000.000 TL %1.27 10 Yıl
10.000 TL – 1.000.000 TL %1.27 10 Yıl

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir